Travma, İçsel İyilik Hali ve Dış Yaşam

 [Herkese Açık Konuşma]*

9 Kasım 2018, 18:30-20:30,
Penguen Kafe, Kadıköy Bahariye

9 Kasım Cuma akşamı İngiliz Psikoterapist Alexandra Smith, duygusal travma ve içsel iyilik halimizi ve dış yaşamımızı nasıl etkilediği hakkında konuşacak.

Travma alanındaki ünlü yazarların ve uygulamacıların hepsi de erken yaşlarda yaratılan travma izlerinin ve bunların yetişkinlikteki ruh sağlığı, davranış, kişilik ve fiziksel iyilik üzerindeki etkilerinin anlaşılmasının önemini vurgulamakta. Konuşmada travma ve nörobilim hakkındaki son gelişmeler ile Alman Profesör Franz Ruppert’in  geliştirdiği Kimlik Yönelimli Psikotravma Teorisi hakkında bilgiler verilecek.

 

Seminer İngiltere’den travma terapisti Alexandra Smith tarafından verilecektir. İngiltere Ulusal Psikoterapistler Konseyi İleri Düzey Sertifika onaylı uygulayıcısıdır. Ayrıca İngiliz Kişi Merkezli Yaklaşımlar Birliği üyesidir. Travmatoloji ve TSSB üzerine doktora çalışmaları bulunmaktadır.

www.alexandraasmith.co.uk

 

 

Kimlik yönelimli Psikotravma Teorisi Nedir?

Psikoloji Profesörü Franz Ruppert’in geliştirdiği Kimlik yönelimli Psikotravma Teorisi erken dönem travmaların insan ruhu, biyolojisi, davranışı ve ilişkileri üzerinde yaptığı büyük etkiyi açıklayan bir travma teorisidir.

Bu teori ve nörobilimdeki birçok yeni buluş travma sonrası belirtilerin çocuğun gelişimini nasıl etkilediğini ve yetişkin davranışı, kişilik bozuklukları ve birçok hastalık için zemin hazırladığını anlamamıza yardım etmekte.

Bu teoriyi öğrenmekle travmanın kişinin değerlilik ve aidiyet duygularını biçimlendiren ruhsal bölünmeleri nasıl yarattığını; başkalarıyla kurduğu ilişkileri nasıl büyük oranda etkilediğini oldukça net biçimde görebilmekteyiz.

Kimlik yönelimli Psikotravma Teorisinin tarif ettiği Sevgi Travması insanlarda ileriki yaşlarda ortaya çıkan derin ruhsal yaralar bırakır, IoPT’ye dayalı Niyet Terapisi bu yaraları kişi merkezli bir açıdan ele alır. Terapi, kişinin kendi derin bilinçdışı şartlanmalarını araştırıp sağlıklı olma ve iyi hissetme için yeni metabolik yollar yaratmasında doğal olarak oluşan nöral rezonans süreçlerini kullanır.

* Ardıl çeviri yapılacaktır

Ücret: 120 TL (KDV dahil)
Son kayıt tarihi: 6 Kasım 2018
Biletler: https://www.biletino.com/event/eventdetail/5918

Mekan 80 kişilik olup çalışmanın saatinde başlaması ve yer sorunu yaşanmaması için mutlaka [email protected] adresine katılma bilgisi verilmesi rica olunur. Ücreti mekanda ödeme durumunuz olacaksa lütfen 18:00’de geliniz.

0216-347 22 38

Penguen Kafe adresi:
Caferağa Mahallesi, General Asım Gündüz Cd. No:35,
Kadıköy/İstanbul


Yetişkinler ve Ebeveynler için Stresi Olumlu Kullanma görsel

Stresi Olumlu Kullanma

Kimler için: Yetişkinler özellikle ebeveynler için

Amaç: Stresin fiziksel-zihinsel-duygusal etkilerinin ve stres-kaygı-heyecan ile farklarının bilinmesi, stresin asıl işlevinin ve olumlu kullanımının eğlenceli oyunlarla öğrenilmesini sağlamak.

İçerik:

Stres neden gerekli?

  • Stresin biyolojisi
  • Stresin faydaları
  • Stres/cesaret/yardımlaşma
  • İnanmak ve başarmak

Süre: 2 saat

Katılımcı sayısı: 10 ve üstü

(Okul veya diğer kurumlarda daha kalabalık gruplara da verilir)

 

Katılım Formu




    Kuşaklararası Etkileşimler ve Sistemik Dizim Yöntemi

    Yazan: Uzman Psikolojik Danışman Fatma Zengin

    Hepimiz bir aileye doğarız. Dünyaya gelmişsek bir annemiz ve babamız var demektir. İyi ya da kötü diye adlandırdığımız özelliklerden bağımsız olarak anne ve babamız bizim için en önemli kişilerdir. Bu kan bağı aynı zamanda bir topluluğa, bir ulusa, bir ülkeye aidiyetimizi de belirler. Kuşaktan kuşağa bilinçli ya da bilinçsiz aktarılan o soya ait pek çok özellik bizim yaşadığımız yeri, dilimizi, inançlarımızı, kimliğimizi, hayatı yaşayış biçimimizi belirler, bir çeşit kader olur.

    Ruhsal, duygusal, sosyal hatta bedensel sağlığımız, bu ilişki ağlarındaki durumumuza, onlarla ne kadar barışık ya da dolaşık olduğumuza göre belirleniyor olabilir. Bu bakış, psikoloji için yeni bir bakış açısı değil aslında çünkü, var olan onlarca psikoloji ekolü belli derecelerde ait olduğumuz aile sisteminin ve diğer sistemlerin etkisine bakmıştır.

    Ancak son yirmi yılda şekillenen “Aile dizimi” (Family Constellations)  son yıllarda ise sistemik dizim denen yaklaşım, bunu çalışmanın asıl merkezi olarak almaktadır. Bu yöntem Alman psikolog-filozof Bert Hellinger tarafından biçimlendirilmiştir. Hellinger İkinci Dünya Savaşı öncesi Nazilerden kaçmak için din okuluna girmiş ve rahip olmuş biridir. Misyoner olarak uzun yıllar aralarında yaşadığı Afrika Zulu kabilesinin çocuk yetiştirme yöntemlerinden çok etkilenmiş, Almanya’ya dönünce 1970’li yıllarda psikodrama, psikanaliz, aile terapisi dahil pek çok terapi ekolünü incelemiştir.  Ardından sistemik-fenomenolojik terapi adını verdiği yaklaşımı uygulamaya başlamıştır. Son yıllarda Hellinger’den farklı yönlerde bu çalışmayı geliştiren ve yeni açılımlar getiren pek çok uygulayıcı bulunmaktadır.

    Konstelasyon /dizim çalışmasında, gruptaki temsilcilerin bilme alanı’na getirdikleri bilgi esastır. Çalışacak kişinin zihinsel-duygusal olarak izin verdiği ölçüde onun aile ruhuna ya da içsel dünyasına giden kapıların açıldığı düşünülmektedir. Temsilciler, hiç tanımadıkları ölmüş ya da hayattaki kişileri, kavramları, kişinin iç seslerini sezgisel olarak hisseder ve derin duygusal süreçleri bu alana aktarırlar. Bunu yaparken kendi düşünce ve yargılarını bir kenara bırakıp sadece bedenlerindeki değişimlere odaklanmaları istenir. Temsilcilerin kendilerini iyi hissetmediği dizim şekillerine özel dikkat edilir, bunlar genelde çalışmayı yapan kişinin bilmediği sistemik karmaşaları (bir kardeşin veya ebeveynin çok erken kaybı, aileden dışlanan kişiler, göç, intihar, taciz, kürtaj vs. gibi ailede sırra dönüşmüş veya bilinçdışına kaydedilmiş çözülmemiş travmatik yaşantıları) ortaya çıkarır. Aile dizimi ekolüne göre, sistemde öfke, üzüntü, inkar şeklinde kendini gösteren bu aidiyet ve sevgi hatları fark edilip açılmazsa; bu tür travmalar sonraki kuşaklara aktarılır, bedensel ya da ruhsal bir rahatsızlık olarak kendini gösterir.

    İyileşme süreci veya problemin çözümü, sorunun sistemik dizimi netleştikten sonra, terapistin yönlendirdiği yeni dizimlerle ve yeni cümlelerle gerçekleşir. Kişinin kendini iyi hissettiği ya da problemin çözümü için en yüksek enerjiye ulaşıldığı noktada çalışma sonlandırılır. Bir dizim çalışması 10 dakika ile 1 saat arasında değişebilmektedir.

    Birkaç yıl öncesine kadar gizemli ve spiritüel bir çalışma gibi görülen dizim yöntemi son yıllardaki bazı çalışmalarla bilimsel olarak açıklanabilir hale gelmiştir. 10 yıl kadar önce İtalyan bilim adamlarının keşfettiği ayna nöronlar ile açıklanan bu mekanizmanın doğruyu yansıtma oranı  araştırmalara göre %90 düzeyindedir. Alman psikolog Franz Ruppert, ilk başlarda açıklanamaz ve gizemli gibi yorumlanan bu fenomenin, John Bowlby’nin bağlanma kuramı ile açıklanır hale geldiğini ileri sürmektedir. Bebeklerin anne karnında ve bebeklik döneminde duygu yoğun öğrenmeleri ve bağlanma ihtiyaçları ile annenin bedenindeki ve zihnindeki bilgileri kaydettiği düşünülmektedir. Başka bir yazıda ayrıntılı açıklanacak Ruppert’in çoknesilli psikotravmatoloji yaklaşımı psikanalizin bilinçdışı aktarım, bölünme, inkar gibi açıklamaları ile örtüşmektedir.

    İnsanlar genelde bir grup içinde tanımadıkları insanlara özel alanlarını, problemlerini açıp açamayacakları kaygısıyla gelirler. Ancak hem psikoterapinin hem de aile konstelasyonunun özünde, güven, sevgi, koşulsuz kabul ve gerçeği görme ve kabul etme yönelimi olduğu için dakikalar içinde bu güven ortamı sağlanır. Nerdeyse her grupta günün sonunda gruptakiler birbirlerini, sanki yıllardır tanıyormuş gibi bir duygu ile dostça ve içten selamlar. Her insanın bir derdinin olduğu, hepsinin kendine özel şartlarda oluştuğu, yargılarımızın ne kadar yüzeysel olduğu çok aşikar yaşandığı için, geçmişi anlayıp saygı duymanın gücü ortaya çıkar. Bireysel olduğu kadar toplumsal huzura ve barışa da katkı sağlayacak bir deneyim kazanılmış olur.

    Dizim yöntemi bir grup uygulaması olarak başlamışsa da bireysel görüşmelerde de çeşitli yardımcı malzemelerle uygulanmakta ve klasik konuşma terapilerine göre daha hızlı ve etkili bir yöntem olarak belirmektedir.